Fiji Cumhuriyeti

OKYANUSYA MELANEZYA BÖLGESİ

Birçoğumuz belki de duymamışızdır, Okyanusya neresidir, nerededir diye. İlk anda aklımıza mitolojiden veya hayal dünyasıyla beslenen, geçmişte varmış bugün kaybolmuş da üzerine hikayeler yazılan bir yermiş gibi geliyor.

Nerede bu Okyanusya; Asya ile Amerika arasında bulunan Büyük Okyanus’a dağılmış 30 bin ada ile Avustralya’nın da içinde olduğu, Asya’nın güney ve güneydoğusunda, Antartika’nın kuzeyinde ve Büyük Okyanus ile Hint Okyanusu’nun arasında bulunan, yüzölçümü 8.970.000 km², nüfusu 36 milyon olan ve kıta olarak kabul edilen coğrafi bölgedir.

Okyanusya, Avustralya, Melanezya, Polinezya ve Mikronezya olarak dört bölümden oluşur. Büyük Okyanus ile Hint Okyanusu arasında yer alan Avustralya 7.704.000 km² ve 26 milyon nüfusu ile Okyanusya’nın en büyük yerleşim adasıdır. Tasmanya’dan Hawaii’ye, Papua’dan Paskalya Adası’na devasa bir genişliğe yayılmasına rağmen, Okyanusya yüzölçümü bakımından dünyanın en küçük kıtasıdır. Güney Pasifik boyunca uzanan irili ufaklı 30 bin ada ve 13 ülkenin bulunduğu, doğa ve tabiatın henüz insanlar tarafından katledilmediği, kendine özgün lisanı ve geleneksel kültürleri ile yüzlerce etnik grubun yaşadığı Okyanusya.

Çok uzun zamandır görmeyi çok arzuladığım Okyanusya’ya gidiyoruz, heyecan en üst seviyede.

**

Okyanusya kıtası, Malanezia bölgesinde yer alan Fiji, XIX. yüzyıla kadar Avrupalı kaşifler buralara yerleşmeye başlayınca, adalar 1874’te bir sömürge olarak İngiliz kontrolünün altına girdi. Fiji, İngiliz sömürgesi altındayken Hindistan’dan çalıştırmak için insanları getirmişler ve sonunda Hintliler ülkenin neredeyse çoğunluğunu oluşturmaya başlamış.

1987’de gerçekleştirilen müdahale sonucunda cumhuriyet ilan edildi ve sonrasında başarılı iki askerî darbe ile, Fiji’yi yöneten Hint ve Fiji ortaklığı sona erdirildi. Hint kökenliler İngiliz egemenliği altında kalmak isterken Fijili yerli halk bağımsızlık taraftarıydı ancak çoğunluk Hintlilerdeydi ve Fijililerle aralarında ciddi anlaşmazlıklar sonucu, çatışmalar başlamıştı. Bu yüzden Fijili askerler bir darbe daha yaptılar ve bir kısım Hint kökenliler Hindistan’a göç etmek zorunda kaldılar. Bu göç insan kaybına ve ekonomik durgunluğa neden olsa da bugün tekstil ve giyim piyasası halen burada kalan Hintlilerin elinde. Şu anda birlikte sorunsuz yaşıyorlar ama ekonomi gene ağırlıklı Hintlilerde. Aslında Fijililerin de kendi aralarında çok anlaşabildikleri söylenemez.

Yaşanan komik olaylardan biri, 2008’de İngiltere ile yapılan anlaşma gereği bağımsızlığı kazanmışlar ancak bağımsızlık anlaşmasının yazıldığı, imzalandığı metni kaybetmişler, utana sıkıla anlaşma metninin kopyasını istemişler. Adamlar bağımsızlığı kazanmışlar ama ne haklar elde ettiklerini hatırlamıyorlar.

Pasifik Adaları arasında ekonomisi en gelişmiş olan Fiji Cumhuriyeti, toplam 900 bin nüfusu ve 18.274 km² yüzölçümü ile Okyanusya kıtasında Pasifik Okyanusu’nun güneyinde, 215’i ıssız olmak üzere toplam 322 adadan ve 522 adacıktan oluşan adalar topluluğudur. İki büyük ada, Viti Levu ve Vanua Levu, yerleşimin %87’sini oluşturur.

**

Türkiye’nin dünya küresindeki yerinin tam arka tarafında olan Malanezia bölgesindeki Fiji’nin en büyük şehirlerinden Nadi’ye toplamda 24 saatlik uçuş sonrası ulaşabildik, gece gündüze, günler, tarihler birbirine karıştı. Böyle durumlarda ne kadar yorgun olursanız olun, kesinlikle yatmaya kalkışmayın. Jet lag nedeniyle gece ile gündüz birbirine karışır, biyolojik saatiniz bir haftada ancak yerine oturur, perişan olursunuz. Tek kural bulunduğunuz ülkenin gece ve gündüzüne göre hareket etmektir. Biz de öyle yaptık ve şehir turu yapalım, akşamı edelim dedik.

  1. yy.da ilk olarak Afrika Tanzanya’dan gelerek bugünkü ismi Viti Levu Adası olan adada, yine bugünkü adı Visefsei olan bölgeye yerleşiyorlar. Biz de bu köye gidiyoruz. Geniş bir alan üzerinde, buralara gelen misyonerler tarafından yaptırılan ve halen çalışan Metodist Hristiyan kilisesini ziyaret ediyoruz. Hemen yakınında yerli halkın geleneklerine ve kültürüne bağlı olarak yapılan ritüellik toplantıların yapıldığı, buranın en rütbeli kişisi olan kralın evi bulunuyor. Tabii bütün toplantılar kral tarafından yönetiliyor. Böyle olunca burası kilise ile birlikte kutsal alan statüsünde. Fiji’de bütün kutsal alan ve mabetlere girerken, kadınların, kıyafetleri ne olursa olsun, pantolon dahi olsa, bellerine yere kadar uzanan etek gibi kumaş bağlamaları gerekiyor.

Batı Viti Levu’nun politik dinamikleri Doğu Viti Levu’dan biraz farklı, 1879 ve 1916 yılları arasında Hindistan’dan adaya sözleşmeli işçi olarak gelenlerin yerleştiği Batı Vitu Levu’da çoğunluk Hintlilerdedir. Doğu Viti Levu’da yüksek oranda yerli Fijililer bulunuyor, yani adayı parsellemişler.

Uzaklardan bakıldığında “Siliping giant” uyuyan dev şeklinde görünen, 20 hektar üzerinde 2000’den fazla bitkinin bulunduğu Uyuyan Dev Botanik Bahçesine gidiyoruz. Gayet güzel, bakımlı bir yer.

Sri Siva Subramaniya Tapınağı; Güney Yarım Küre’nin en büyük Hindu Tapınağı Sri Siva Subramaniya’ya gidiyoruz. Fiji’nin ortasında böylesine önemli bir Hindu tapınağı önce değişik gelebilir ancak 1800’lerin sonlarında şeker tarlalarında çalışmak için Fiji’ye getirilen Hintlilerin 1926 yılında yaptıkları tapınak, daha sonra savaşçı, kral ve tanrı heykelleriyle dekore edilerek bir dizi piramit şeklinde yeniden inşa edilmiş.

Genelde Hindu tapınakları, Yüce Tanrı Shiva’ya ve ikonik fil başlı tanrı olan Hindu tanrısı Ganesh’e adanırken burası Yağmur Tanrısı Lord Murugan’a adanmıştır ve büyük bir Lord Murugan heykeli bulunur. Mabet, Hinduizm’den sahneleri detaylandıran parlak renkli duvar resimleriyle dekore edilmiştir.

Ayaklarımız dolanmaya, kontrolden çıkmaya başladı yorgunluk ve uyuzluktan, ama akşam olmadı daha, biz de pazara gidelim dedik, pazar denince herkes canlandı. İnsanların kendi imkanları ile yetiştirdiği yerel sebze meyvelerin satıldığı yerel pazar. Böyle yerlerde güzel fotoğraflar çıkar.

Enerjimiz sıfırlandı, hasretle beklediğimiz dinlenme zamanı. Güzel, her türlü aktivitenin olduğu bir otelde konaklıyoruz.

**

Bugün hafif program, Türkiye ile aramızda 9 saat fark var, jet lag etkisini tam atamadık, tekne ile Fiji Mamanuca adalar grubunun kuzey kesiminde küçük bir mercan adası olan, 500 dönüm büyüklüğünde, etrafı beyaz kum ve resiflerle çevrili Tivuda Adası’na gidiyoruz. Okyanusun ortasında yemyeşil, çevresi kum plaj olan küçük bir ada, yürüyerek bir saatte çevreyi dolaşırsın. Bugünü burada geçireceğiz.  Barbekü et, balık, tavuk ve diğer bir sürü yiyeceklerin olduğu açık büfe var.

Bolca deniz ve güneş iyi geldi. Atlas Okyanusu sularındayız, hava da sıcak deniz de. Her zaman söylerim Türkiye’de deniz ve güneşin tadı hep başkadır. Bol deniz güneş günü tamamladık.

Bu muhtemelen ilk ve son dinlenme olacak, gelecek günlerde yoğun ve hızlı programlar var.

**

Viti Levu Adası’nın batı kıyısında bulunan Fiji’nin en büyük üçüncü şehri Nadi’de kısa bir tur atıyoruz, bakalım burada durum vaziyetler nedir?

Nadi; Fiji’nin yaklaşık 60 bin nüfuslu, Müslüman ve Hinduların en yoğun olduğu, en kozmopolit üçüncü büyük şehri. Fiji Uluslararası Havalimanı burada olduğu için, burası Vianua Levu’ya göre daha kalabalık. Şehrin yerel ekonomisinin temelini şeker kamışı üretimi ve turizm oluşturuyor.

Sabah erken Nadi balık pazarına gidiyoruz. Beklenti tam olmadı, yerel sabit pazarın içinde küçük bir yerdeki tezgâhın üzerinde az sayıda balık bulunuyor.

Aralık ayı, hava 30 derece ve nemli.

Okyanusun ortasındaki bu şehirde her yerde balık restoranları bulacağımızı düşünmüştük ama deniz mahsullerine fazla rağbet yok, insanlar balığa çok rağbet etmiyorlar.

**

Navosa eyaletinin başlıca şehir merkezi olan 17 bin nüfuslu Sigatoga şehri yakınlarında Kulukulu köyünde 3000 yıldan daha fazla süredir insan yaşamının ve Pasifik Adalarının en büyük kumul tepelerinin olduğu ve birçok tropik ülkeden 100 türden yaklaşık 500 kuşun yaşadığı Fiji’nin ilk milli parkı Kula Eko Parkı’na gidiyoruz.

Fiji’nin ilk milli parkının olduğu yer, farklı bitki ve hayvan türünün olmasının yanı sıra okyanus sahilinden başlayan çölleşmenin olduğu bölge. Büyük bir alan tamamen kumul tepeleri ve bu tepeler rüzgârın ve yağmurun etkisi ile devamlı olarak yerlerini ve şekillerini değiştiriyor. Milli parktan sahile kadar iki saat yürüyüş mesafesi olunca daha kolay ulaşacağımız başka bir yerden şansınızı denemek istedik. Kum tepelerinin başladığı yerde küçük yerleşim yerinin yanından kum tepesine tırmanmaya başladık. Daha önce bunu yaşamış olanlar bilir kolay değil çölde kumda yürümek. Birinci tepeden sonra denize ulaşmanın kolay olmayacağını anlayınca okyanus sahilini dron ile yaptığımız çekimden seyrettik.

Sigatoga şehrini dolaşıp yola devam ediyoruz.

**

Suva; Viti Levu Adası’nın güneydoğusunda, Fiji’nin 1877 yılında başkenti olan aynı zamanda 100 bin nüfusu ile en büyük ticari merkezi ve liman şehri olan Suva’ya gidiyoruz. Yüksek binalar, büyük alışveriş merkezleri, geniş yollar, parklar hemen dikkati çekiyor.

Suva, ülkenin önemli ticari ve politik merkezi. Yeni Zelanda dışında Güney Pasifik’te bulunan en büyük ve en gelişmiş şehir ve önemli bir bölgesel merkez. Güney Pasifik Üniversitesi, Fiji’nin ve Pasifik bölgesinin tek yüksek eğitim kurumu olduğundan gelen öğrenciler şehir nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturur.

Fiji Müzesi; Tarihle ilgileniyorsanız, Fiji’nin kültürel tarihi ve insanları hakkında daha fazla bilgi edinmek için Fiji Müzesi’ne gitmelisiniz. Fiji Müzesi, 1904 yılında William Allardyce tarafından Suva Belediye Meclisine sunulan bir koleksiyon üzerine kuruldu. Sonraki yıllarda bağışlanan eserlerle birlikte Belediye Binasında sergilendi. 1919’da bir yangının koleksiyonun bir kısmını yok etmesinden sonra müze, Draiba’daki beton bir binaya taşındı. 1930 yılında Carnegie Kütüphanesi’nin üst katına taşınmış ve burada yirmi dört yıl kalmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında koleksiyon, adanın çeşitli yerlerinde saklandı ve bir kısmı nemden ve yanlış depolama nedeniyle büyük ölçüde zarar gördü. Mevcut binada eski galeri 1954’te, 1971’de de yeni galeri tamamlanarak bugünkü yerinde hizmete açıldı. Fiji’nin 3.700 yıl öncesine ait arkeolojik materyaller içeren, antropolojik değerleri, geçmişi ve yamyamlık dönemleri ile ilgili çok değerli bilgi ve objeler bulabileceğiniz güzel derlenmiş müze.

Suva, Fiji’nin canlı ve özellikli başkentidir. Fijililer, Hintliler, Çinliler, Avrupalılar, Polinezyalılar ve diğer çeşitli yerlerden insanların birlikte yaşayıp ticaret yaptıkları bu şehir, Güney Pasifik’in gelişen ticari ve diplomatik merkezidir. Geniş caddeleri, Britanya İmparatorluğu’ndan kalma büyük sömürge binaları ve düzenli parklarla çevrilidir. Suva’nın ana tarihi yolu olan Victoria Parade, ilginç restoranların bulunduğu ve canlı gece hayatının yaşandığı yerler arasındadır.  Güney Kore ve Çin bu bölgeye en fazla yatırım yapan ülkeler.

Adanın güney bölgesinde diğer yerlere göre daha fazla yağmur geçişleri oluyor. Bu bölgede yağmur genelde sizinle birlikte. Aniden bastıran sağanak geçişleri ardından güneş açıyor, böyle olunca topraktan yeşil fışkırıyor. Her yer azgıncasına yeşil.

Yerleşim genelde adanın sahil kısımlarında, kuzeyden güneye ve diğer yerleşim yerlerine giden yollar sahili takip ederek birbirlerine bağlanıyor. Yani adanın orta yerinden geçen yol yok, buralar cangıl boyutunda yoğun ve sık ağaçlık orman. Bu ormanlık alanda halen eski geleneksel kabileler yaşıyor. Yerli halk buralara gitmez veya gitme cesaretini pek gösteremez. Bu bölgede yaşayan kabilelerin bazılarının halen yamyamlık geleneklerini sürdükleri biliniyor. Biz de buralardayız, hani, yemesinler bizi, diye dua ediyoruz.

Yamyamlık günümüzde çok ender de olsa Güney Pasifik kültürlerinde ve bugünkü tropik Afrika, Yeni Gine, Solomon Adaları ve Melanezya’nın bazı kısımlarında halen görülmektedir. Fiji Adaları da bir zamanlar Yamyam adaları olarak bilinirmiş ve Fiji’den Amazon Havzası’na, Kongo’ya ve Yeni Zelanda’nın Maorilerine kadar yamyamlık görülmüş. Yamyamlık temelde iki şekilde yapılıyor, birincisi aile içi yamyamlık, kendi ailesinden birini yemek gibi, yani günümüzdeki ensest ilişkinin benzer durumu, ikinci ise yakaladığı insanları yiyen yamyamlık. Hani bu daha akla yakın, başkasını ye bari.

Yamyamlığın bilimsel tarifine bakarsak; “İnsan yamyamlığı (Antropofaji), insanın kendi türünden birinin etini veya iç organlarını yeme eylemi ya da alışkanlığıdır. Yamyamlık eylemini gerçekleştiren kişi yamyam olarak adlandırılır.” Yani yamyamlık ifadesi, aynı türün bir diğer üyesinin tüm parçalarını yemek amacıyla tüketmesi olarak da tarif edilebilir.

Durduk yerde neden yamyamlıktan bahsettik; Fiji’de yakın geçmişe kadar az da olsa kırsal dağlık yerlerde bazı olaylar olmuş, yani adamlar resmen birbirlerini yemişler. Türkiye’den bazı beyinleri, evrimleşmemiş insanları buralara getirip bunlara yedirsek çok hayırlı bir iş yapmış oluruz diye düşünüyorum.

Alışveriş yerlerinde en ilginç hediyelik eşya “neck breaker” boyun kırıcı, kabile savaşlarında, yamyamlık dönemlerinde insan öldürürken boyun kırmak için kullandıkları ve bu amaç için yapılmış alet. Birkaç tane aldık, memlekette kafası kopartılacak çok insan var!

Kava, Fijililer için çok önemli, kava bitkisinin kökünü ezerek toz haline getiriyorlar, sıcak su ile karıştırıp içki yapıyorlar sonra da her fırsatta, düğünlerde, toplantılarda, doğum olduğunda içiyorlar.

Suva, Hintliler ile Fiji halkının yoğun olduğu ülkenin temel ekonomisinin ve siyasi hayatın esas olduğu yer. Böyle olunca kara para, eğlence, rüşvet, karışık işler en fazla burada. Burası Pasifik’te suç vakalarının en çok görüldüğü yer.

Koloni devletler, kaldıkları, işgal ettikleri yerlerde kendi din, dil ve kültürlerini uzun süreli kalıcı olarak yerleştirmek isterler, burada da öyle olmuş, İngilizler buraya kendi kültür ve geleneklerini bırakmışlar. Ülkede neredeyse herkes İngilizce konuşuyor, %64 Hristiyan, genelde dinlenilen müzik de Amerikan tarzı, gitar, bateri veya saksafon benzeri enstrümanlarla yapılan müzikler. Kendi geleneksel enstrüman ve müzik kültürlerini büyük ölçüde yitirmişler gibi gözüküyor.

**

Buralarda efsanevi hikayeleri bolca duyabilirsiniz, bunlardan en ilginç olanı, “Nakauvadra’nın Büyük Yılanı” diye bilinen efsane. Viti Levu Adası’ndaki Nakauvadra Tepelerinde yaşayan Yılan Tanrı Degei uyurken bütün dünya karanlık, uyandığı zaman da her yer aydınlık oluyormuş. Yılan Tanrı Degei’ni uyuduğu mağaranın yakınında bir banyan ağacının dallarında, görevi, Yılan Tanrı Degei’i her sabah uykusundan uyandırmak olan siyah bir güvercin yaşıyormuş. Yılan Tanrı her gün uyanır uyanmaz köy halkına işe başlamalarını emreder, çalışmaktan bıkan insanlar, her sabah Büyük Yılan’ı uyandıran güvercinden nefret ederler. Bir gece, Kabile Reisi Rokola, kara güvercini öldürmeye karar verir. Tanrı Yılan kendiliğinden uyandığında Rokola’nın yaptığını anlar ve bağırtısı gök gürültüsü gibi ortalığı çınlatır. Kızgınlığından göğe fırlattığı sopası bulutları paramparça eder ve bulutlar yağmur olarak yeryüzüne düşer. Yağmur büyük bir sele neden olur ve tüm köy halkı suda boğulur. Sadece birkaç erkek ve kadın kanolarla kaçar ve diğer kabileler tarafından kurtarılır. Bu nedenle bu bölge diğer yerlere göre daha yağışlıdır. Sıcak iklim kuşağında yaşayan insanlar çalışmayı pek sevmezler.

Canlıların doğal ihtiyaçları olan oksijen seviyesinde azalma olduğu zaman beyin bütün organik faaliyetleri yavaşlatır. Yüksek bir dağa tırmandığımız zaman çabuk yorulduğumuzu, nefesimizin hızlandığını görürüz, dinlenme, yavaşlama durumuna geçeriz, bu durum oksijen seviyesi yüksekliğe bağlı olarak azaldığı içindir. Ayrıca hava ve deniz gibi akışkan ortamlarda sıcaklık değerleri arttıkça da oksijen değerleri azalmaya başlar. Sıcaklık değeri 30 derecenin üzerine çıkmaya başlayınca doğal olarak tempomuz düşer, hareketlerimizde yavaşlama olur. Bu yaşanan ortamın kalıcı sıcaklığının yüksek ve ayrıca doğal nem oranın da yüksekliği halinde hareketler daha da yavaşlar, yaşam konforu azalır. Bu olay temel davranışlara yansır ve belli bir süre kalıcı hal alır. Bu nedenle oksijen azlığı doğal olarak hareket yavaşlığı, uyuşukluk ve tembellik durumları yaratır ve bu davranış hali, bütün hayatı etkiler. Bu nedenle çok sıcak olan coğrafyalarda yaşayan insanlarda çalışma arzuları düşüktür, tembelleşme başlar, zaman kavramı değerini yitirir, insanlar acele etmez ve program yapmak gibi bir alışkanlıkları genelde azalır veya kaybolur. Afrika’da ve ekvator iklim kuşağında yaşayan insanlarda olduğu gibi buralarda da insanların çalışmayı çok sevmedikleri belli. Bunun temel sebeplerinden biri iklimdir.

Benzer davranış deniz canlıları içinde aynıdır. Soğuk denizlerde yaşayan balıklar sıcak denizlerde yaşayanlara göre daha hareketli olurlar ve bu nedenle de etleri daha lezzetlidir.

**

Paleolitik dönemlerden itibaren Pasifik Okyanusu’nda yıllar süren volkan patlamaları sonucu oluşan binlerce adalar grubundan biri olan Fiji Cumhuriyetinde ekonomi olarak en önemli değerlerin başında şeker kamışı, zencefil, Hindistan cevizi, bakır ve az da olsa altın üretimi gelmektedir. Turizm açısından çok başarılı olduğu söylenemez son 10 yılın ortalaması 350 bin kişidir. Ayrıca yurtdışındaki Fijililer aracılığıyla ülkeye gelen döviz de ülke ekonomisi açısından oldukça önemlidir.

Gayri safi milli hasıla kişi başı 4.646,61 USD (2021, Dünya Bankası) olduğu Fiji’de 1 ABD doları= 2,18 Fiji doları. Türkiye’den çok iyi.

Buralara kadar gelmişken buradan Uçakla Tonga Krallığı’na gidiyoruz.

Sevgilerimle,

Hayrettin Kağnıcı

Aralık 2022

error: iletişim : hayrettin@ozka.com