(Turkish) Madeira Adaları

Sorry, this entry is only available in Turkish. For the sake of viewer convenience, the content is shown below in the alternative language. You may click the link to switch the active language.

 
MADEİRA TAKIMADALARI

 
Lizbon’dan akşam uçağıyla yaklaşık bir buçuk saatlik yolculuğun ardından Atlas Okyanusu’nun ortasında, Portekiz’e bağlı özerk bir bölge olan Madeira Takımadalarına ulaşıyoruz. Atlas Okyanusu′nda, Portekiz′e bağlı bir özerk bölge olan takımada, Tenerife, Kanarya Adaları’nın 400 km kuzeyinde yer alır. Kuzeybatısında yer alan Azorlar takımadası ile Portekiz’in iki özerk bölgesini oluşturur. 2011 nüfusu 262.456, başkenti Funchal’dır. Yüzölçümü toplam 801 km²dir.

Takımadaların en büyük ve en önemli adası Madeira; idari merkezi ise Funchal. Okyanusun ortasında, Avrupa ana karasından uzakta olmasına rağmen son derece düzenli, canlı ve kendine özgü bir yaşam kültürüne sahip bir coğrafyadayız.

Otele yerleştikten hemen sonra, elimizde adres, akşam yemeği için yeniden yollardayız: Inn Art Restaurant. Denize karşı güzel bir masa, iyi servis, güzel şarap, taze balık… Doğru adres.

Madeira’nın en önemli doğal özelliklerinden biri, koruma altındaki Laurisilva, yani defne ormanlarıdır. Yaklaşık iki saat boyunca devasa defne ağaçlarının arasında yürüyoruz. Defnenin bu kadar fazla türünün bulunduğunu doğrusu bilmiyordum. Temiz hava, bol oksijen, yoğun bir yeşillik… İnsanın şehirlerde ne kadar az nefes aldığını, ancak böyle bir doğanın içine girince fark etmesi de ayrıca düşündürücü.

Binlerce yıl önce dünyanın çok daha geniş bölgelerinde var olan bu subtropikal defne ormanları, iklim değişiklikleri ve sıcaklıkların farklılaşması sonucunda büyük ölçüde ortadan kalkmış. Bugün özellikle Madeira’nın derin vadilerinde ve dağlık bölgelerinde yaşamlarını sürdürüyorlar. Madeira Laurisilva Ormanı, sahip olduğu doğal zenginlik ve biyolojik çeşitlilik nedeniyle UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.

Doğa bazen insanın bütün teknolojik üstünlük iddialarına karşı sessiz bir ders veriyor: Biz birkaç yüzyıllık yapılarımızla övünürken, karşımızdaki ağaçların temsil ettiği ekolojik düzen binlerce yıldır burada.

**
Bugünkü programımız geniş kapsamlı bir ada turu. Her taraf yemyeşil, sanki asfaltın kenarından, kayaların arasından, duvarların üzerinden bile bitkiler fışkırıyor. İklimin ne kadar elverişli olduğu hemen anlaşılıyor.

Yolumuzun üzerinde bir rom fabrikası var. Aman kaçırmayalım. Romun temel hammaddelerinden biri şeker kamışıdır. Şeker kamışının Madeira tarihi açısından da önemli bir yeri bulunuyor. Deniz ticaretinin geliştiği dönemlerde baharatlar, tarım ürünleri ve şeker kamışı dünyanın farklı bölgelerinden Akdeniz ve Atlantik limanlarına taşınmış; Madeira da zamanla önemli bir şeker üretim merkezi hâline gelmiş. Bir dönem “beyaz altın” olarak adlandırılan şeker, yalnızca bir tarım ürünü değil, aynı zamanda küresel ticaretin ve sömürge ekonomilerinin en önemli unsurlarından biriydi.

Rom fabrikası ziyaret sonrası durumumuz nedir diye bakarsak; meyvelisi, tatlısı, serti, yumuşağı derken epey tadım yaptık ne bilimsel olarak dünyanın döndüğünü de anlamış olduk! Herkes hafif çakır keyf! Bir süre sonra doğal olarak herkesin dünyaya bakışı biraz daha hoşgörülü hâle geliyor! Kafalar hafiften yumuşadı.

Akşam bir kahve molasının ardından yeniden otelimize, daha sonra da denize karşı dostlarla yine aynı Inn Art Restoran’a gidiyoruz. Normalde seyahatlerde aynı restorana iki kez gitmek âdetimiz değildir. Ama burası istisna oldu, tamamdır.

Volkanik kayalarla kaplı Madeira Takımadalarında Madeira ve Porto Santo, yerleşimin yoğunlaştığı başlıca adalar. Son derece huzurlu, temiz ve yemyeşil bir coğrafya. İki gün bizim için yeterli oldu ama burada yaşamayı düşünen biri açısından iklim gerçekten son derece cazip. Kış ayları ılıman, yazları ise bunaltıcı sıcaklardan büyük ölçüde uzak. Tam yaşanacak yer…

Turizm, şarapçılık, tarım ve hizmet sektörü ekonomide önemli bir yere sahip. Küçük bir okyanus adası deyip geçmemek gerekiyor. Düzenli kentleşme, altyapı ve genel yaşam kalitesi oldukça dikkat çekici. Coğrafyanın büyüklüğü ile yaşam kalitesi arasında her zaman doğrusal bir ilişki yok. Bazen küçücük bir ada, insana büyük ülkelerin çözemediği bazı sorunların aslında çözülebilir olduğunu gösterebiliyor.

 Sevgilerimle

Hayrettin Kağnıcı

www.hayrettinkagnici.com

Haziran 2017

error: iletişim : [email protected]