Tayland Phuket
2025
2025 yılı aralık ayı ortalarındayız, İstanbul da yağmurlar yağmaya havalarda soğumaya başladı. Taylan’dın güneyinde dünyanın en büyük adalarından biri olan Phuket’e gidiyoruz. Ada olarak kabul edilse de ana karaya köprü ile bağlantısı var. Uzun yolculuktan sonra akşam üzeri otelimize geldik. Valizler odaya biz denize. Otel, hemen sahilde denize15 adım kumsal plaj deniz gerçekten harika.
Güneşi batırdık, hava da karamaya başladı. Kumsalda hazırlıklar var, masalar sandalyeler, kumsalın ÜstÜ her yer restoran. Bütün yemekler 5m2’yi geçmeyen, geceleri başka yere götürülüp sabah tekrar aynı yere getirilen seyyar mutfaklarda hazırlanıyor. Genelde deniz mahsulleri olan menülerinde 40 çeşitten fazla yemek var ve bu kadar küçük alanda istediğinizi 15 dakikada servise hazır ediyorlar. Hepsi de birbirinden güzel ve lezzetli. Gece Saat 22.00 de yavaş yavaş toplanıyorlar, bir saat içinde her ter temiz, mutfak, masalar, sandalyeler hepsi gitmiş. Şaka gibi gecekondu restoran.
Otelimiz Phuket adasının kuzey batısında adını bulunduğu Nai Yang körfezinden alan sahil kasabasında butik otel. Nai Yang huzurlu ve sakin kendi halinde, ekonomisi turizme dayalı bir. Phuket şehir merkezine yaklaşık bir saat uzaklıkta, Phuket Uluslararası Havaalanı’na 15 dakika mesafede, masmavi denizi ve geniş kumsallarıyla özellikle kafa dinlemek, kalabalıktan uzaklaşmak ve doğayla baş başa kalmak isteyenler için güzel bir kasaba. Sıcak kanlı ve misafirperver, dostça yaklaşan kırık dökük İngilizcesiyle en iyisini yapmaya çalışan insanlar. Kumsal her akşam genellikle deniz ürünleri ağırlıklı menüleri olan küçük restoranlara dönüşüyor. Tayland’a gitmek için özel bir amacınız yoksa Nai Yang, sade ve doğal atmosferiyle hareketli şehir yaşantısından uzaklaşmak istiyorsanız, tam kafa dinlemek, dünya hallerinden uzaklaşıp sakinleşmek için huzurlu harika bir yer. Bir kaç gün sonra, hangi ayın kaçıncı günündeyiz, günlerden hangisi çok dert olmamaya başladı, Bu günkü program neydi ne olacak gibi kavramlar kalmıyor, artık her gün pazar. Böyle yaşamak da güzelmiş, siyaset, ekonomi, gelecek, ne olacak memleketin hali gibi kaygı, endişe stres yok. Anı yaşa, kafayı bir şeye takma, bomboş yaşamak da güzel geldi doğrusu. Uzun zamandır böyle bir şeye ihtiyaç varmış hele güzel dostlarla birlikte olunca daha iyi geldi. Dönüce memlekete, ülkenin ve dünyanın haline yeniden uyum sağlamak kolay olmayacak . Bakmayın böyle söylendiğine, vatan sevdasından kopmak öyle kolay değil.
**
Tayland, Güneydoğu Asya’nın en çok ziyaret edilen ülkelerinden biridir resmi adı Tayland Krallığı’dır. Başkenti Bangkok olan ülkenin yüzölçümü yaklaşık 513.000 km², nüfusu 70 milyonun üzerindedir. Tayland, tropikal iklimiyle yıl boyunca sıcak ve nemli bir havasıyla, turizm, tarım ve hizmet sektörünün önde olduğu ekonomisiyle, pirinç ve deniz ürünleri ile baharatlı yemekleri ile ünlü mutfağı olan bir ülke.
Ülkede kraliyet ailesi büyük bir saygı görür ve ulusal birliğin sembolü olarak kabul edilir. Tayland, yemyeşil tropik ormanları, muhteşem adaları ve hareketli şehir yaşamı ile hem doğa hem de kültür turizmine hitap eder.
Tayland nüfusunun yaklaşık %93’ü Budist’tir. Müslümanlar ise ülke genelinde %5 civarında bir orana sahiptir ve özellikle güney bölgelerde, yani Phuket ve çevresinde daha yoğun olarak yaşamaktadırlar. Hristiyanlar, Hinduistler ve diğer inançlara sahip gruplar ise toplamda %2 civarındadır.
Phuket adası özelinde ise Budizm baskın inanç olarak öne çıkar, Phuket’in nüfusunun yaklaşık %20-30’unun Müslüman olduğu tahmin edilmektedir. Hristiyanlar ise adada daha az sayıda bulunur. Nai Yang ‘a gelince dikkatimi çekti, kadınların çoğu başörtülü, anlaşılan burada Müslüman nüfusu biraz daha fazla. Kadınlar iş hayatının içinde, her yerde bağnazlık ve yobazlık hiç yok, kime ne sorsanız yardımcı oluyor. Müslüman ülkeler içinde kadın olan fotoğraf çekmek çok zordur, Özellikle Ortadoğu bölgelerinde kadın fotoğrafı çekmek isterseniz sıkıntılar yaşarsınız. Geçmişte böyle olaylar yaşadım, biliyorum.
Madem bu kadar Müslüman var, camide vardır diye başladık cami aramaya, koca yerde sadece bir cami varmış, Darul Abiden Cami. Özel günler dışında çok müşterisi yok gibi.
Darul Abiden Cami dış görünüş küçük kubbeleri, dört köşeli çok uzun olmayan üstünde küçük kubbeleri farklı stil minareleri ile Ortadoğu ve Türk islam kültüründen farklı. İçerisi yerler mermer, bol direkli etrafta hiçbir ayet veya kutsal bir mekân olduğu hakkında bir işaret veya sembol yok. Yani gözünüzü kapatıp girerseniz, düğün salonu zannedebilirsiniz. Önce hafif tedirginlik, yanlış bir yerde miyiz gibi ama böyleydi. Sadece bir tarafta duvar oyulmuş gibiydi, muhtemelen imam oradan namaz kıldırıyor dolayısıyla kıble de o taraf olmalıydı, küçük ölçekli minber gibi bir şey var, sadece onun üstünde ayet var o da yaklaşınca fark ediliyor.
. Her neyse herkesin duası kabul olsun diye dışarı çıktık. Günlerden cumartesi masalar kurulmuş insanlar açık büfe gibi bir yerden yemekler alıp yiyorlar. İmam karşıladı, önce hoş geldin falan gibi ön tanışmadan sonra Türkiye’den olduğumuzu öğrenince ilgi arttı. Tam aradığım adamdı, konuşuyor, anlatıyor, tamamadır. Önce ısrarla yemek yememizi, hepsinin helal olduğunu belirtti, etrafımızdaki insanlarda gerçekten misafirperver olarak bir şeyler ikram etmek istiyorlar. Karnımız dolu, keşke yemeden gelseydik ama bir şeylerin ucundan yedik. Her hafta sonu Allah rızası için din ayırt edilmeksizin yoksul insanlar buraya gelip yemek yiyor veya evlerine götürebiliyorlar. Ne güzel insanlar resim çektirmek istiyor, kaçmıyor hatta istediğimiz pozu bile veriyor. Merdiven başında onlarca çocuk ayakkabısı var, merak ettik nedir diye, gelin göstereyim dedi birlikte üst kata çıktık. İki farklı sınıfta ilkokul seviyesindeki çocuklara hafta arası normal okulları olduğu için her hafta sonu Kuran ve Müslümanlık hakkında dersler veriliyormuş. Kültürlerinin devamı için gayet güzel, maddi imkanlar da tamamen kendi sosyal çevre ve cemaat içinden bağışlarla oluyormuş. Dünyanın farklı yerlerinde gördüğüm benzer okullara göre temiz ve düzenli bir yer.
**
Nai Yang küçük bir koy aslında, uzunca bir kumsal , her iki ucunda da milli park var koruma altında. Sabahları bir baştan bir başa yürümek keyifli oluyor, bunu akşam üstü gün batımında yaparsanız döndüğünüzde kumsal masalar sandalyeler yerleştirilmiş restoran oluyor. Bu gün deniz güneş, keyif oldu, çok yorulduk! akşam masaj zamanı hem çok güzel hem çok ucuz, her fırsatta devam.
**
Bu gün Phuket’e şehir turu için gidiyoruz, son gelişimizden sonra neler değişmiş bakalım. Yolumuzun üstünde Wat Chalong Budist Tapınağı var, görülmesi gereken yerlerden biri. Wat Chalong, Phuket’in en büyük, en önemli ve en güzel Budist tapınağı olarak bilinir. Yerel halk ve turistler tarafından sıkça ziyaret edilen bu kompleks, özellikle büyük pagodası yani kule biçimli tapınağı ile dikkat çeken en önemli yer. Pagodanın içerisinde Buda’ya ait kutsal bir emanetin bulunduğuna inanılır. Tapınak yalnızca dini ibadetler için değil, aynı zamanda bölge halkı için sosyal etkinliklerin ve yardım faaliyetlerinin de merkezi durumunda. Wat Chalong mimarisiyle Tayland’ın kültürel ve manevi zenginliğini sembolize eden, etkileyici yapısı, huzurlu ve mistik bir atmosferi olan önemli tapınaklardan biridir.
Burada bir anda peş peşe patlama sesleri duyarsanız sakin olun, patlamaların olduğu yere giderseniz göreceksiniz, kapalı, güvenli bir odada insanların parayla satın aldığı çata pat şeklindeki patlayıcılar zincirleme şeklinde peş peşe patlatılıyor . Günahlarınıza göre, ne kadar çok günahınız varsa o kadar patlayıcı almanız ve patlatmanız gerekiyor. Sonra tamam günahlar sıfır. Yeniden karanlık hayata devam! Çoktandır gündeme gelmiyor ama, eskiden hep söylenirdi. Müslümanlıkta da cuma namazına gidersen camiye bağış yaparsan bütün günahların af olur derlerdi. Nedir durumumum diye çıkardım yaşam envanterimi kontrol ettim, , topladım, böldüm, çıkardım, yaptıklarımı gözden geçirdim, düşündüm sevaplarımı günahlarımı, ben temizim gerek yok patlatmaya dedim, sonrasında kendime buz gibi bir bira ısmarladım, aferin sana deyip şerefime içtim. Kesintisiz uzun bir patlamalar oldu, vay be amma çok günahları varmış diye düşündüm.
Yola devam, yolumuzun üstünde Central Phuket diye bir alış veriş merkezine uğruyoruz, kısa bir ihtiyaç molası için. Ancak mola süresi bir kaç saatten daha fazla oldu, ihtiyaç molası diye girdiğimiz yerden elimiz kolumuz dolu paketlerle çatık. İhtiyaç molasını, tuvalet molası diye anlamıştım ama benden başka kimse de tuvalete gitmedi. Tuvalet molası için alış veriş merkezine uğramak stratejik hata olduğu anladım ama geç olmuştu.
Yola devam, geldik Phuket eski tarihi şehrin olduğu yere.
Phuket Old Town yani Phuket’in eski tarihi şehir merkezi, adanın kültürel dokusunu en canlı şekilde yansıtan bölgelerden biri. Renkli Sino-Portekiz tarzı binaları, dar sokakları ve tarihi yapılarıyla geçmişin izlerini günümüze taşıyor. 19. yüzyılda kalay ticaretiyle zenginleşen şehir, o dönemin kolonyal mimarisiyle şekillenmiş, pastel renkli cepheler, ahşap panjurlar ve işlemeli balkonlar buranın tarihsel dokusu olarak korunarak günümüze kadar gelmiş. Akşamları ise sokaklarda canlı müzik ve sergi etkinlikleri, kafeleri ile hareketli bir yer. Pazar günleri açık pazar kuruluyor, böyle olunca buraya özgü bir çok şey bulmak mümkün. Özellikle sokak lezzetleri. Deniz mahsulleri sevenler için gerçekten çok güzel hem de ucuz. Türk restoranı bile var, kebapçı. Ayrıca buraya özgü her türlü tropikal meyve ve sebze de bulmak mümkün. Akşam hava kararmaya başlayınca sokak çalgıları ortaya çıkıyor, keyifli şölen. Bütün bunları bir arada görebilmek için biz de pazar günü buraya geldik.
Phuket Old Town, hem geçmişin izlerini koruyan mimarisi hem de günümüzün enerjisini yansıtan etkinlikleriyle görülmesi gereken keyifli bir yer.
**
Kısaca Phuket hakkında bilgilenelim, neymiş buralar;
Phuket Güneydoğu Asya’da, Tayland’ın güneybatı kıyısında toplam 576 kilometrekare yüzölçümüyle Bangkok’un 860 kilometre güneyinde, ekvatorun 830 kilometre kuzeyinde Tayland’ın en büyük adası ülkenin ikinci en küçük eyaletidir. Güney Tayland’da, Andaman Denizi kıyısında %70’i dağlık olan Phuket, kuzeyden güneye 440 kilometre uzanan uzun sıra dağlar mevcuttur.
Kelime anlamı olarak Malay dilinde “tepe” anlamına gelen eski adı Thalang olan Phuket adası, 2004 yılında Hint Okyanusunda meydana gelen deprem sonrasında oluşan tsunami ile yerle bir olmuş ancak kısa bir süre içinde toparlanarak dünyanın ünlü tatil yerlerinden biri olmuştur.
Tayland’ın en büyük şehirlerinden olan Phuket, dünyaca ünlü ve her yıl milyonlarca yabancı turist ağırlayan bir turizm noktası olan Phuket yemyeşil, zengin bitki örtüsüyle ormanlık ve çok sayıda tapınak ve eğlence bölgesini bir arada barındırıyor.
Leonardo di Caprio’nun “The Beach” filmiyle ününe ün katan adanın en çok ziyaretçi çeken yapısı, Chalong Tepesi’ne mermerden yapılan, 45 metrelik görkemli Big Buddha heykelidir.
Su sporlarının her varyasyonunu bulabileceğiniz Phuket, çevresindeki 32 küçük adada, tüplü dalış konusunda dünyanın en iyi noktalarından birkaçına sahip.
Phuket, 16. yüzyıldan beri önemli bir kalay üreticisiydi ve 1910’da ülkenin kalay üretim merkezi haline geldikten sonra kauçuk üretimi ve turizme yöneldi. Batıdaki plajlar, 1980’lerden bu yana Patong ve Karon gibi popüler destinasyonlarla geliştirilerek ada küresel bir turizm merkezi oldu.
Phuket, çoğunluğu etnik Taylandlı Budistlerden oluşan 415.000’den fazla nüfusa ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca, çoğunluğu Malay kökenli Müslümanlar, Çinliler ve adanın asıl sakinleri olan az sayıda Deniz Çingenesi de bulunmaktadır. Tayland’ın geri kalanı gibi, Phuket halkı da güler yüzlü ve misafirperverdir.
Phuket’te yıl boyu sıcaklık ortalaması 21 ile 34 derece arasındadır, bu nedenle her zaman gidilecek yerlerdendir.
Puket’in ekonomisi büyük ölçüde turizme dayalıdır. Turizmin getirdiği hareketlilik sayesinde ada halkı, otellerde, restoranlarda, ulaşımda ve çeşitli hizmet sektörlerinde çalışarak geçimini sağlar. Son yıllarda tarım, balıkçılık ve inci üretimi yerel ekonominin önemli parçalarını haline gelmiştir. Puket’te yaşam, tropikal iklimin etkisiyle sakin ve huzurlu bir tempoda ilerler. Yerli halk, geleneksel Tayland kültürünü yaşatırken modern hayatın olanaklarından da faydalanır. bu denge, adanın kendine özgü atmosferinin oluşmasında büyük rol oynar. Burada en eğlenceli kelime “555” “Hahaha” olarak söyleniyor.
**
Günlerden hangisi bilmiyorum ama, bu gün düşük tempoda çevremizi tanıyalım turundayım. Sonrasın da bu kadar yorgunluğu can mı dayanır diye kendimi ödüllendirdim, baştan aşağı masaj.
**
Yürüme mesafesi, halk pazarı var, insanlar alış verişlerini oradan yapıyorlar. Pazarlar çok renkli ve bölgenin kültürünü yansıtan önemli mirengi nokralarından biridir. Günün farklı zamanlarda giderseniz farklı insanları görürsünüz, akşama doğru genelde çalışanlar, geç saatler daha ucuz alabilme umudu olanlar, gün içinde orta halli olanlar gibi. Burada Müslüman nüfus olunca, bazı et ve süt ürünleri satan tezgahlarda “helal kesim” diye yazıları var. Gözüme kestirdiğim birine helal kesim nedir diye sordum ne anlatacak diye, tam anlamadım ama doğru anlatmıştır diye düşünüyorum.
**
Buralara gelince mutlaka gidilmesi gereken yerlerden biri de denizde kazıkların üzerine kurulmuş Koh Panyee “Müslüman Köyü”
Koh Panyee, aynı zamanda Koh Panyee olarak da bilinen Tayland’ın Phang Nga eyaletinde, Cava’lı balıkçıları tarafından denizin ortasına kazıklar üzerine inşa edilmiş bir balıkçı köyü. Coğrafi konumu sayesinde gelgitlerden ve tsunami riskinden korunaklı Ko Panyi 200 yıl önce Endonezya’dan gelen iki denizci Müslüman ailenin soyundan gelen yaklaşık 360 aileden veya 1.600 kişiden oluşan bir yüzer ada. Yani burada herkes birbiri ile akraba. Kazıklar üzerine ahşap ilavelerle zaman içinde büyüyen adada cami, okul, futbol sahası gibi alanlar da var.
- yüzyılın sonlarında Tayland kökenli olmayanlara arazi mülkiyeti verilmediği için göçebe Cava balıkçıları tarafından körfezin koruması altında kazıklar üzerine inşa edilmiş yerleşim yeri. Tayland’da büyüyen turizm sektörü sayesinde toplumun refahının artmasıyla birlikte, adada arazi satın almak mümkün hale gelince cami ve tatlı su kuyusunu kıyıya inşa etmişler. Köyde, resmi olmasa da çocukların gittiği ilk okul bulunmakta, ancak yaşamın zorlukları nedeniyle yeni nesil gençler göç etmeye daha uygun yerlere gitmeyi tercih etmektedir.
Tarım veya herhangi bir üretim olmadığı için ihtiyaçların nereyse tamamı ana karadan teknelerle getiriliyor. Yüzer Kod Panayi köyünde bir de futbol sahası var ve gençler burada maçlar yapıyorlar. Köy halkı geçimini çoğunlukla balıkçılıkla ve turizm ile sağlıyor
İhtiyaç oldukça kazıklar üzerinde genişleyen köyde insanlar evlerinin önlerine tezgahlar açarak hediyelik eşya satıyorlar. Daracık yürüyüş yolları ve derme çatlı evlerin arasında düzgün dikkati çeken yapılarda var, birine hafiften kafayı uzatıp baktım, her şey tamam. Anlaşılan buraların abileri, baronları buralarda yaşıyor. Değişmez bu dünya, her yerde aynı!
Bir süre sonra kayboluyorsunuz, ama keyfi de bu, ne tarafa giderseniz gidin sonunda aynı yere geliyorsunuz. Düştüm caminin peşine, minareyi görüyorum ama ulaşamıyorum, sonunda buldum tam da namaz vakti, harika, imam kadrosu burada. Konuştuk imam ile, kısa bilgi, ama o da şikâyetçi insanlar gelmiyor diye, yani caminin müşteri yokmuş orada da. Çok küçük sayılmaz, tahmini full çekse 100-150 kişi anca alır ama namaz kılan yedi kişiydi.
Kocaman bir restoran var, belli ki büyük guruplar geliyor. Anlaşılan restoran sahibi de buranın abilerinden olmalı, yoksa tam girişte öyle bir yer olmaz.
**
Nai Yang halk pazarı karşısında Budist mabedi ne gidiyorum.
Dışarıdan çok anlaşılmıyor ama büyük bir kompleks, Vat Monkol Wararan Budist Mabedi.
Hem mimarisi hem de ruhani atmosferi ile dikkat çeken büyük bir tapınak olan yapının ana binası geleneksel Tayland mimarisinin özgün örneklerinden tasarlanmış, girişteki geniş avlu ise gelen ziyaretçilere huzurlu ve ruhani bir hava veriyor.
Tapınak, bölgedeki Budist topluluğunun dini ritüellerini ve festivallerini düzenlediği önemli bir merkez olmasının yanı sıra, yerli halk ve turistler tarafından da sıklıkla ziyaret edilen bir mabet. Özellikle sabah saatlerinde yapılan ayinler ve tapınağın etrafında dolaşan keşişler, buraya gelenlere Tay kültürünün derinliklerini yakından hissettirir.
Mabedin içinde, altın varaklı Buda heykelleri ve özenle tasarlanmış süslemeler, duvarlarında ve sütunlarında Budist öğretileri ve Tay halkının kültürel işlenmiş motifler dikkati çekiyor.
. Ziyaretçiler, tapınakta meditasyon yapabiliyor, dua edebiliyor ve gerektiği şekilde ibadetlerini yapabiliyorlar. Nai Yang’daki bu mabet hem manevi bir durak hem de kültürel bir zenginlik sunarak, Phuket’in ruhunu yansıtan nadide bir yapı şeklinde
Burada biraz vakit geçiriyorum, fotoğraf, görevli Budist ve keşişlerle sohbet. Her mabet, her tapınak, her inanç kutsal ve güzeldir, doğru şeyler anlatır.
**
Zaman kontrolu olmaksızın yaptığımız keyifli sohbetler sonrasında hava kararmaya başlatınca yorulduğumu! fark ettim ve en uzun paket olan masajı yaptırdım. Gerçekten bilerek yapıyorlar, çok da rahatlık veriyor.
Vakit tamam, dönüş vakti, her güzelliğin bir sonu olduğu gibi.
Sevgilerimle
Hayrettin Kağnıcı
Aralık 2025
